Anne ben cenneti gördüm, valla bak… Cennete gidenlere Şanslı Geyik Demişler…

Ankara’ya 180 km, İstanbul’a 329 km mesafe uzakta bulunan Ağalar Köyü Mengen Bolu’da bir cenne Lucky Deer adındaki dağ evi…

Aslında çok da tek başına olduğunu söyleyemeyiz. Çam, meşe, akağaç ve kızılcık ağaçlarıyla birlikte ve hayvan dostlarının dibinde…

Seyahatimize Ankara’dan sabah erken saatlerde başladık. Kalabalık bir ekip olarak gittik ancak ben ve abim motor ile seyahat etmeyi tercih ettik. Otoban bir yana ancak dağ yolu, motor ile oldukça keyifliydi. Honda Transalp keyfi…

Lucky Deer

Öğlene doğru oraya ulaştık ve misafirperver insanlar bizleri suratlarından hiç eksik olmayan gülen yüzleri ile karşıladılar. Biz onlar kadar güler yüzlü olamıyorduk, zira açtık, oldukça aç :)

Bize her şeyin doğal olduğu eşsiz bir sofra kurdular… Doğal peynir, zeytin, taze tavuk yumurtası, el yapımı reçeller, taze ekmekler… Kahvaltı yaklaşık bir buçuk saat sürdü desem abartmış olmam…

Biraz dinlenme kararı aldık ve herkes odalarına çekildi. Toplamda 6 oda bulunan tesise çok kalabalık gitmemizden dolayı, tesis sadece bize aitti. Önerim, kalabalık grup halinde gidip tesisi kapatmanız yönündedir. Daha önceki gidişlerimizde, başka insanlar da vardı. Hiçbir sıkıntı olmuyor, aksine herkes huzur aramaya gittiğinden konuşma zorunluluğu bile hissetmiyorsunuz, lakin akşamları biraz dağıtmak ve bağıra bağıra şarkı söylemek istiyorsanız, tesisin tüm odalarını sizin gibilerle doldurmanız gerekecektir.

3&4-2

5&6&71-2 saat uykunun ardından, güzel birer türk kahvesi içtik. Vakit etrafı keşfetme vaktiydi ve biraz da odun kozalak vs toplamak istedik. Tavsiyem yürüyüşe çıkmadan önce, yanınıza almak için uzunca bir sopa bulun ve size yürüyüşünüz boyunca destek olmasına izin verin. Çünkü eğer gerçekten uzu
n bir yürüyüş planlıyorsanız ihtiyacınız olacaktır. Eğer akşam saatine de kalacaksanız el feneriniz de yanınızda olmalı. Hoşunuza giden bitkilerden toplamak için bir de bıçak ihtiyacınız olacaktır. Ha bir de peçete :)

Ormanın derinliklerine doğru ilerleyip, keşfedebildiğimiz kadar güzellik keşfettik. Birçok dağ suyu kaynağıbulabilir ve buz gibi sularda ellerinizi yıkayıp, su ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Dağ çilekleri topladık, size ne kadar lezzetli olduklarını gerçekten anlatamam. LA LA LA LA LA LA SING A HAPPY SONG. LA LA LA LA LA LA SMURF THE WHOLE DAY LONG :)

Akşam üstü Şanslı Geyik kapısını açtığında, kucaklayarak içeri girdik. Yaklaşık 10 km lik bir yürüşüyün ardından güzel birduş, ve yakılmış mangal… Mangalın yanında bir de arkadaşları, meyler, mezeler…

Şöminenin başında ertesi gün sabaha varmak üzerine kadar oturduk. Şarkılar, türküler, hoş sohbetler…

8&9-21

O kadar karaciğere yüklenmeye ve gecenin köründe yatmaya rağmen, sabahın köründe herkes inanılmaz dinlenmiş bir şekilde uyandı. Ah bu oksijenin gözü kör olsun :)

Yine efsane bir kahvaltı ve yürüyüş vakti…

Bu yürüyüşte fazladan, hedef belirleyip tüfeklerle atış yaptık. Aman dikkat omuzlara…

Evet şanslı geyiğe dönebilmenin mutluluğu bir yana, tatilin bitmesinin hüznü öbür tarafa, eşyaları toparlamaya başladık. Güzel insanlarla vedalaştıktan sonra arabalar önde, biz motorla arkada yola koyulduk.

edit_IMG_3066Mengen bölgesinde, hayvancılık çok meşhur.  Hayvanlar doğal ortamlarda beslendiklerinden dolayı, etlerinin de çok lezzetli olduğunu söylediler. Yol kenarında bir yerde durduk. Tabelası bile olmayan küçükçe bir evdi. Bahçesinde ufak çaplı bir çiftliği vardı. Ördekler, yavru köpekler, tavuklar, horozlar vs. Seyahatimizin amacına uyan şekilde yine fazlaca yedik :) Motor seyahati ne olursa olsun insanı yoruyordu. Yemekten sonra hamak keyfi hiç de fena olmadı….

Ankara’ya döndüğümüzde güzel hatıralar vardı sadece aklımda…

Ta… ki …

Kıyafetlerimi çıkardığımda, göbek deliğimin kenarında, siyah ben gibi bir şey fark ettim. Kabuk gibi ancak,  kenarları sivri sinek ısırığı gibi kızarık. Yakından baktığımda içine çektiği ayakları olduğunu fark ettim. Evet… Kene… Göbek deliğimin kenarına yapışmış, farklı bir canlı benden besleniyordu. Düşüncesi bile kabus…

Apar topar hastaneye gittik ve kenenin hortumu içeride kalacak şekilde keserek keneyi aldılar. Kendinizin çekmesi durumunda, emdiği tüm kanla birlikte zehrini kusuyormuş, bu yüzden kesinlikle uzman tarafından çıkarılması gerekiyor.

Kırım – Kongo ateşli kanamalı hastalığını taşıyan kene olup olmadığı için, keneyi ayrıca özel bir kaba koyup veterinere gönderiyorlar ve orada inceleniyor. Maalesef, beni seçen kene bu tür kenelerden biriymiş, ancak henüz çok küçük bir yavruymuş. Bu hastalığa Kırım- Kongo ateşli kanamalı hastalık demelerinin sebebi ise, bu kenelerin, haritada Kırım ile Kongo arasındaki tüm şehirlerde bulunma riskidir.

İlk aşamada kan aldılar. Kandaki bazı değerlere bakıyorlar.Her hastaya mutlaka hemogram testi yapılıyor. Hastalarda genellikle trombositopeni (Trombosit sayısının normalin altına inmesi) vardır. Kene mikrobu, eğer size bulaştıysa ( Kırım – Kongo ateşli kanamalı ) kanınızın pıhtılaşmasına neden oluyor ve bazı organlarınıza yerleşerek bu organlarınızdaki kan dolaşımının düzensizleşmesine ve morarmasına neden oluyor. İşin en kötü tarafı ise, bu hastalığın tedavisinin sadece mikrobun hücum ettiği organın iflas etmemesi için karşı müdahalede bulunmak.

İki günde bir hastaneye gidip, 20 gün boyunca kan verdim. Kan değerlerimi takip altına aldılar. Bunun dışında eğer herhangi bir noktada sebepsiz kanama ya da ateş gözlenirse hastaneye hemen gitmem gerekiyordu. 20 günü sorunsuz bir şekilde atlattım, ancak inanın oldukça korkutucu bir süreçti.

Konu üzerinde düşündüğümüzde, şunu fark ettim ki 13 kişi gittiğimiz tatilde, sadece beni kene ısırmıştı. Şundan emin olabilirsiniz ki Lucky Deer da gerçekleşmedi bu olay. Dönüş yolunda, mola verdiğimiz sırada hamağa uzandığımda gerçekleşti. Sırtım çimlere değerek sallanıyordum ve sevgili parazit arkadaşımız sinsice bana tutunmuş. Neyse ki sonunda kommensalist bir ilişkimiz olduğunu anladık :)

Bu kötü son sizi Lucky Deer konusunda caydırmasın, benimki sadece bir şanssızlıktı…  İçinize atlet giyin, yolda mola verip çimlere serilmeyin, yanınıza kene kovucu ilaç alın ve sürün, ha bir de selametle kalın :)

Woman!nTouch

2 thoughts on “Anne ben cenneti gördüm, valla bak… Cennete gidenlere Şanslı Geyik Demişler…

  1. onur dedi ki:

    Harika…
    Tekrar gitmiş kadar olduk.
    Bir dahaki fjr ile inşallah…

    1. Woman!nTouch dedi ki:

      Teşekkürler Onur Bey. Sizin de seyahat deneyimlerinizi dinlemekten mutluluk duyarız.

onur için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir