Uyku, Haruki Murakami

Uyuyamıyorum.FullSizeRender (6)

Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece.

Haruki Murakami’nin Türkçeye çevrilerek yayınlanan 2. öyküsü olan ‘Uyku’, 1990’da yazılmış olup Türkçeye 2015’de çevrilmiş olup aslında kitabın ismine tezat şekilde bir kadının uyanışını anlatmaktadır.

Sıradan ve güzel! bir yaşam süren baş karakter her sabah aynı şekilde oğlunun kahvaltısını hazırlar, aynı repliklerle kocasını yolcu eder sonrasında kocasının öğle yemeğini hazırlar, eve gelmesini bekler. Bazen bu öğlen yemekleri, diş doktoru olan kocasının yakın saatte randevusu olmadığı takdirde küçük bir sevişmeyle son bulur. Öğleden sonra spora gider ve kendine vakit ayırır. Akşam yine yemek hazırlanır, aynı repliklerle eş ve çocuk karşılanır. Bu şekilde gün noktalanır. İşte bu karakter Kafka’nın deyişiyle ‘Sınırları iyi çizilmiş bir yaşam’ sürer.

İşte benim hayatım böyledir. Daha doğrusu uyuyamaz hale gelmeden önceki hayatım böyleydi. Ana hatlarıyla söylemek gerekirse her gün aşağı yukarı aynı şeylerin tekrarıydı. Basit bir günlük tutuyordum ama iki üç gün yazmayı unutunca neyin hangi gün olduğunu ayırt edemez hale geldim. Dün evvelsi günle yer değiştirse bile hiç tuhaf gelmeyecek gibiydi. Bu nasıl bir yaşam, diyordum arada sırada. Bunu söylerken bir sahtelik hissediyor değildim. Yalnızca şaşırıyordum işte. Dünle evvelsi günü ayırt edemememe, böyle bir yaşam içerisinde sıkışıp kalmış, yutulmuş olduğum gerçeğine. Bıraktığım ayak izlerinin ben daha dönüp bakmaya zaman bulamadan, göz açıp kapayana kadar rüzgarla silinip gittiği gerçeğine (…) Fakat şimdi artık uyuyamıyorum. Uyuyamaz hale geldikten sonra günlük tutmayı da bıraktım.

Bu sıradanlığın farkındalığıyla içine girmiş olduğu piskoloji ile birlikte başlayan uykusuzluk..Bir karabasanla başlayan uykusuzluk ve aslında sonradan gelen uyanış.. Kocası ve oğlu uyuduktan sonra evlenmeden önce sevdiği şeyleri yapmaya başlayan karakterimiz, edebiyat tutkusuna geri döner bu uykusuzluk vakitlerinde. Kendisine bir kadeh brendi ve çikolata eşlik eder. İşin en garip kısmı kocasının ve oğlunun hiç bir şeyi farketmemesidir. Çünkü görevini yerine getiren bir kadındır o ne bir eksik ne bir fazla..

UykuEvet, kocam bana iyi davranıyor. Hem nazik, hem de düşünceli davranıyor. Beni aldatmıyor, çok da çalışıyor. Ciddi ve herkese karşı kibar. Arkadaşlarımın tümü ağızbirliği etmişçesine ‘Öyle iyi bir adam hiçbir yerde yok’ diyor. Şikayet edecek tek bir yanı yok, diye düşünüyorum ben de. Fakat işte bu şikayet edecek tek yanının olmaması arada sırada sinirimi bozuyordu. O ‘şikayet edecek tek bir yanı yok’ ifadesi içerisinde, hayal gücünün dahil olmasına izin vermeyen bir şeyler, insanı tuhaf bir şekilde geren bir şeyler vardı. Bu da benim tepemi attırıyordu.

“Uyku” işte bu 17 gün süren uykusuzlukla gelen uyanışın öyküsü.

Aslında anlatılanlar çok içimizden. Severek evlenip, kendi olmaktan vazgeçen kendini adayan sonrasında kendini sevmekten vazgeçen kadınlar yok mu çevrenizde?

Kitabın birçok insan tarafından eleştirilen bir tarafı sonunun olmayışı ki ben bu kısmını sevdim. Öyle dan diye bitiveriyor ve son direk size kalıyor. Kimi yorumlarda kitabın biraz ticari olduğunu ve sevilmediğini de okudum. Ya çok sevilmiş ya da hiç sevilmemiş. Ben çok beğenenler tarafındayım. Konusu ve akışı dışında, kitabın cildi ve illüstrasyonları da çok hoş. Koleksiyoncular için güzel bir cilt.

Bu kitaba kütüphanenizde yer vermelisiniz. Şimdiden keyifli okumalar..

keyiflekeşfet

Kitap Künye:

Kitap adı:  Uyku

Yazar:  Haruki Murakami

Yayın evi: Doğan Kitap

Basım yılı: 2015

Sayfa Sayısı: 

Goodreads Puanı: 3,50

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir