Popülizm Nedir?, Jan Werner Müller

Demokrasi tüm dünyada adeta duraklama dönemine girdi ve öyle gözüküyor ki ülkelerin, hükümetlerin ve özellikle de sol siyasetçilerin vatandaşlarına sunabilecekleri yeni ve farklı bir anlayış, düzen henüz mevcut değil. Avrupa’da demografik yapının her geçen gün göç dalgaları ile değişmesi, tüm dünyadaki teknolojik gelişmeler, siyasi elitlerin kendilerine oy veren tebaadan uzaklaşması, ekonomideki durgunluk, radikal diyebileceğimiz sağ partilerin yükselişi popülist olarak nitelendirilen siyasetçileri öne çıkardı. İşte ben de bu siyasetçilerin ne istediğini, mantıklarını, amaçlarını ve nasıl başarılı (!) olabildiklerini anlayabilmek istedim ve “Popülizm Nedir?” isimli kitapla ilk adımı attığımı düşünüyorum.

Princeton Üniversitesi’nde siyaset tarihi ve düşünce tarihi dersleri veren siyaset bilimci, Profesör Jan Werner Müller tarafından yazılan Onur Yıldız tarafından çevrilmiş olan bu kitap hiç de öyle kafa dağıtıcı yaz, tatil kitabı değil aslında ama ben ancak tatilde fırsat bulup okuyabildim. Kitabı okurken de gündemden uzak kalmayı ve biraz dışarıdan ve tarafsız bakabilmeyi ve kendimi en azından yerli yersiz haberlerden uzak tutabilmeyi başardım sanırım.

Bu kitap sayesinde en azından, ülkemdeki demokrasi namına üzücü olduğunu düşündüğüm birtakım gelişmeleri anlamlandırmaya çalıştım, bir nebze de olsa “popülizm” kavramını anladım diye düşünüyorum, ki akademik camiada da halen kesin bir tanımı yok aslında. Bu akımın sadece Türkiye’de ve ABD’de değil Avrupa kıtasında da etkili olduğunu, dünyadaki değişim sürecini ve bu sürecin siyasete etkisini algılamak açısından ve somut örneklerle pek çok ülkedeki benzer durumları görmek açısından da yararlı oldu diyebilirim. Aslında içerik olarak yoğun olan ve fakat yalın bir anlatıma sahip (ki bu noktada çevirmeni de takdir etmek gerek), nicelik olarak ise kısa olan bu kitabı, bazı liderlerin davranışlarını ve açıklamalarını sorgulamış olan, anlamlandıramayan ya da “Popülizm Nedir?” diye düşünmüş olan ve bu konuya merakı olan herkese tavsiye edebilirim.

Peki nedir bu popülizm?

Peki nedir bu “popülizm”, kimdir bu popülistler, nedir amaçları ve nasıl, neden yükselişe geçtiler? Özün özü olarak tanımlamak gerekirse, her ne kadar ilk doğuşu ve anlamından oldukça farklılaşmış ise de bugün geldiği anlamıyla popülistler, çoğulcu demokrasiye değil, çoğunlukçu demokrasiye inanan, bir diğer deyişle “halk” ın sadece kendisi gibi düşünen bireylerden oluştuğunu varsayan, diğerlerini ne yazık ki yok sayarak, iktidardaysa gerçek halkı(!) baz alarak, halkı kutuplaştırarak politika yapan ya da muhalefet eden,  kişiler olarak tanımlanabilir. Tanıdık geldi mi?! Örnek vermek gerekirse, ki kitapta da en çok bu liderler örnek verilerek, bu liderlerin açıklamaları, söylemleri ve hareketleri üzerinden kavram açıklanmaya çalışıyor; ABD’de Trump, Türkiye’de Erdoğan, Macaristan’da Viktor Orban, Venezüla’da Chavez, Ekvador’da Rafael Correa, Rusya’da Vladimir Putin.

Kitap giriş ve sonuç kısımları hariç üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde popülizmi anlamak, popülizmin mantığı ve popülistlerin neyi temsil ettikleri; ikinci bölümde popülistlerin ne yaptıkları ve iktidardaki popülistler, üçüncü bölümde popülistlerle nasıl başa çıkabileceği açıklanmaya çalışılmış. Tüm bu değerlendirmelerin önyargıdan uzak ve objektif olarak yapıldığını belirtmek isterim. Sonuç bölümünü ise biraz hayalperest bir heyecanla beklemiştim, popülistlerle nasıl ve ne şekilde baş edileceğine dair kesin sonuçlar, verilerle karşılaşma umuduyla, ancak çoğu gerçekçi sosyal bilimler çalışmasında olduğu gibi kesin ve net çözümleri yok bu konuda. Öte yandan çok iyi analizler, çok iyi örnekler ve sabırlı olabilenler için güzel öneriler var.

Bu şekilde analizleri dikkate alarak, bilgi sahibi olarak, çok daha verimli yorumlar yapıp, bizden farklı düşünen bireyleri (ve onların önceliklerini) anlayabilir ve tek sesliği (sadece kendi sesini duyan) savunan popülizmin karşısında, farklı seslerin güzelliğini ortaya koyan kapsayıcı bir anlayışla çözümler üretebiliriz. Chantall Mouffe’nin dediği gibi mühim olan “Birbirimizi katletmeden birbirimize karşı çıkabilmek.” Bunun içinse öncelikle neyin ne olduğunu anlamamız, herkese karşı sabırlı, anlayışlı olmamız, karşındaki yokmuş gibi davranabilene dahi var olduğumuzu anlatabilmemiz gerek. Benim bu kitaptan çıkardığım çözüm yolu, oldukça soyut olsa da bu. Bu noktada, karşı tarafın dikkatini ve saygısını kazanabilmenin ilk koşulu bence ne olursa olsun omurgalı, dik duruş sergileyip, kim olduğumuzu eğilip bükülmeden ortaya koymaktan ve “ben varım, buradayım, senden farklı düşünsem de sana saygı duyuyorum ve aynısını senden de bekliyorum” u samimi biçimde anlatabilmekten geçiyor.

Çok daha güzel çözümler üretmemiz, çok daha güzel günler görmemiz dileğiyle…

keyiflekeşfet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir